16/6/2007 - SADECE SUS

Sus ve dinle
Ne bir tek cümle söyle
Ne de bir mimik belirsin yüzünde
Bak öyle anlamsız gözlerime
Bir mana arama
Duyguda bulamazsın bu boşlukta
Ne kaygı, ne acı ne de bir acaba
Yok bir süredir bu kara durakta
Uyu izle sana yansıttığını
İşle hücrelerinin parmaklıklarına
Yabancı değil ne de olsa sana
Duruşuna!
Kayboluşuna!
Adımına!
Bağır şimdi bağırabildiğin kadar
Sen kadar sesin
Sesin kadar sensin
Nasıl anlamsız değil mi?
Bir labirentte saklı
Peynirin peşindeki fare kadar
Değersiz sanki
Sanki yoksun
Ya da hiç olmamışsın
Asırlar bahsetmeyecek senden
Havaya bıraktığın sesinden
Yapraklar düşüyor, tek mevsimlik ömürleri
Devinimle her baharda yeni yapraklar yeşerdi
Şimdi yemyeşil dalları
Ama bilemezsin kaç bahçenin
Ağacı bugün yapraksız kaldı
Durma konuş şimdi
Bir iki heyecan rengi boya
Sonra ızdıraplı duygular sar kağıda
Koca bir fiyonk iliştir üzerine
Caf caflı kağıtlar sar bedene
Bil ki tüm hediyeler beyazdır aslında
Kadrajına dokunan renkler
Albüm sayfalarından sana bakar
Nefes aldıkça
Sen sustukça hayat konuştukça
Her gün film sahnesi gibi
Kayda geçiyor ben yoruldukça…
|